Sanayideki gelişmeleri, resmi olarak açıklanan verilerle ve sanayicilerin eğilimleri ile izleyebiliyoruz.
Bu kapsamda açıklanan son verilerden en önemlisi İSO PMI, son 3 aydır üst üste azalışını sürdürürken, geçen yılın Ekim ayından bu yana en düşük veri Temmuz ayı için açıklandı. Temmuz ayında PMI 45,9 olup tüm sektörler 50 barajının altında bir performans gösterdi.
Sanayi Üretim Endeksi’nin Haziran verisinde pozitif yönde bir sinyal gelse de devamı önemlidir. Kapasite kullanım oranı ise, son 28 ayın en düşük verisi olup %74,2 olarak gerçekleşti. Konkordato sayıları artarken, karlar düşmeye devam etti. Öyle ki, yılın yarısında Borsa İstanbul’da bulunan ve bilançolarını açıklayan şirketlerin yarısı zarar kaydetti.
Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak, yılda iki kez yapmış olduğumuz Ekonomik Değerlendirme Anketi ile üyelerimizin faaliyetlerine ilişkin yılın ilk yarısı gerçekleşmelerini ve ikinci yarı için beklentilerini alıyor, genel eğilimleri değerlendiriyoruz.
Söz konusu ankete katılan üyelerimizin %78’i KOBİ olup, 2025 yılı ilk yarısında, %31’inin iç pazarda siparişleri değişmezken, %59’unda azalma, %11’inde de artış beyan edilmiştir.
Firmaların %34’ü dış pazarda siparişlerinin değişmediğini, %51’i azaldığını, %14’ü arttığını bildirdi. Her iki pazarda da azalışlar, geçen yılın oldukça üstündedir.
2025 yılı ilk yarısında firmaların %68’i ise üretimlerinin azaldığını belirtti. 2024 yılında aynı oran %59 idi.
Firmaların %47’si çalışan sayısının değişmediğini, %42’si çalışan sayısının azaldığını, %11’i de çalışan sayısının arttığını belirtti. Yani, üyelerimiz satışları ve üretimleri azalmasına rağmen, istihdam konusunda daha hassas davranmışlardır. Ancak, verilerdeki olumsuzluğun ve her kalemde artan maliyet baskısının devamı bu durumun sürdürülebilirliğini riske atmaktadır. Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere kısa çalışma ödeneği gibi süreli tedbirlere ve ihracat destek kredilerine acil ihtiyaç vardır.
Zira, üyelerimiz tarafından 2025 yılı ilk yarısında işlerin olumlu gelişmesinin önündeki en önemli engeller arasında; işgücü maliyetlerindeki artış, döviz kurlarındaki belirsizlik/yetersiz artış, nakit akışındaki bozulma ve yetersiz iç talep yer almıştır.
Özellikle, son 1 yıldır firmalarımızın talep ettiği, her platformda bizim tarafımızdan da yüksek sesle dile getirdiğimiz finansmana erişime, çatı örgütümüz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nce Temmuz ayında başlatılan ve 6 ay ödemesiz 36 ay vadeli KGF kaynaklı Nefes Kredisine yoğun bir ilgi oldu. Bir ay içinde 23 bin 515 firmamıza KGF özkaynak kefaleti ve 8 banka iş birliğiyle yaklaşık 30 milyar TL kredi sağlandı. Belirlenen kredi limitine ulaşıldığı için süreç tamamlandı. Ancak, devamı yönündeki talebimiz ilgili makamlara ayrıca iletildi.
Üreten kesim açısından genel görünüm böyle iken en büyük temennimiz, firmalarımızın bu zorlu dönemi; derin yaralar almadan, üretim ve yatırım motivasyonları kaybolmadan, sanayisizleşme süreci beslenmeden tamamlamasıdır.
Dezenflasyon sürecini, büyük fedakarlıklarla desteklemiş olmamıza rağmen, enflasyondaki gerilemenin yavaş seyri, finansmana ulaşamayan başta KOBİ’lerimizin kayıplarını giderek artırmıştır. Müşteri kaybetmemek uğruna verilen düşük fiyatlar da artık etkili olmuyor. Sürdürülemeyen bir durumla karşı karşıyayız. O nedenle, bugün öncelik sanayimizin kayıplarını giderme ve akabinde sanayimizi küresel rekabet ortamına hazırlama zamanıdır.
Her kesim için çok zorlu geçen bu süreci bir an evvel atlatabilmek dileği ile Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı ve 9 Eylül İzmirimizin kurtuluşunun 103. yıldönümünü yürekten kutluyor, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi, minnetle, şükranla, saygıyla anıyorum.