Son 1 aydır İran üzerinden Ortadoğu’yu etkisi altına alan sıcak savaş ne yazık ki, güvenlik meselesini aşarak, bir yanda masum sivillerin hayatına mal olurken, diğer yanda küresel ticaret üzerinde büyük bir baskıya neden oldu.
Yetki ve sorumluluk sahibi güçlü aktörlerin kuralları ve sınırları aşan çok tehlikeli, çok boyutlu, etki alanı çok geniş bu hamle sonrasında, İran’ın en büyük stratejik kozu olan Hürmüz Boğazı’nı devreye alması büyük bir kaosa yol açtı
Savaş bu hafta bitse bile, yaratılan tahribatın, yaşanan kaosun etkisi bir anda giderilemeyecek, fiyatlar eski seviyesine inmeyecek bu da üretici üzerindeki maliyetleri artırmaya devam edecektir.
Enerji üzerinden blokların yeniden konumlanmasına şahitlik ettiğimiz savaşın, yol açtığı küresel enerji ve gıda arzındaki riskler; küresel ekonomide tüm dengeleri bozma, yeni şoklar yaratma, belirsizliği artırma ve yeni bir pandemi etkisine sahiptir. Kritik öneme sahip stratejik emtiaların küresel tedarik zincirlerindeki aksaması, sanayi ve tarımsal üretimde daralmayı işaret etmektedir. Piyasalardaki son durum da bunun açık göstergesidir.
Ülkemizin hem diplomasi açısından izlediği sağduyulu politika, hem de gerek para politikası gerekse de dışa bağımlı olduğumuz gübre ve akaryakıt üzerinden alınan tedbirler oldukça önemli ve zararı minimize eden hamleler olmuştur. Ancak, bir gerçek var ki, brent petrolün 100 doların üstünde çıktığı bir ortamda OVP’de petrolün 65 dolar, TCMB enflasyon raporunda 60,9 dolar üzerinden olacağı tahmini ile hazırlanan ekonomik program ve hedeflerin de revize edilmesi gerekli hale gelmiştir.
Öyle ki, dezenflasyon sürecimize, faiz indirim döngüsüne zarar veren, enerji maliyetlerinden, ihracata ve turizme dolayısıyla cari açığa kadar çok boyutlu ve eş zamanlı risklerle karşı karşıyayız.
Özellikle son birkaç yıldır sanayimiz, hiç olmadığı kadar kırılganlaşırken, sanayicimizin üzerindeki mali yükler her geçen gün artarken, ihracat pazarlarımızda sorunlar devam ederken, sanayisizleşme riski ile yüz yüze iken küresel ekonomideki bu tür riskler, yaraları kangrenleştirirken, firmalarımızı telafisi zor durumlara da itebilir. O nedenle, üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın daha etkin desteklenmesi, 1 Nisan’da olası bir enerji zammının ötelenmesi son derece önemlidir.
Dünyanın yeniden yapılanma aşamasında Türkiye enerji akış yollarından, üretim ve tedarik merkezine, turizmden İstanbul’un alternatif transit merkezi ve lojistik koridora kadar, güvenli liman olma fırsatı ile karşı karşıyadır. Dileriz, bu kriz stratejik avantaja dönüştüreceğimiz şartları bize sunar. Bu nedenlerle de yeni bir ekonomik program ile sanayimizin desteklenmesini, daha güçlü bir Türkiye hedefi için çok önemsiyoruz.
Bulunduğumuz coğrafyada daha derin yeni bir istikrarsızlaştırma yaşanmaması, sağduyunun, aklın galip gelerek daha fazla sivilin öldürülmemesi ve bir an evvel barışın sağlanması en büyük dileğimizdir. Dünyanın neresinde olursa olsun, hiçbir gerekçe, çocukların öldürülmesini haklı çıkaramaz.
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlam temeller üzerine kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti, bölgenin en istikrarlı gücü olarak parlayan ve korunması gereken bir yıldız olduğunu bir kez daha göstermiştir.