Sanayicinin gurur günü
Ege Bölgesi Sanayi Odası, yatırım, üretim, ihracat, istihdam ve vergi ile Ar-Ge ve inovasyon alanlarında başarılı sanayicileri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katıldığı törenle ödüllendirdi. EBSO Geleneksel Başarılı Sanayiciler Ödül Töreni’nde ayrıca Oda üyeliğinde 50 yılı geride bırakan sanayicilerle yılın genç ve kadın girişimcileri de plaketlerini aldı. Türkiye’de en kapsamlı ödül törenini düzenleyen EBSO, 17 ayrı kategoride 183 sanayiciye 433 plaket ve başarı belgesi verdi. Başarılı sanayicilere plaketleri EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Meclis Başkanı Salih Esen ile birlikte TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İzmir Milletvekilleri Oktay Vural, Alaattin Yüksel, Mustafa Moroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Sırrı Aydoğan, İzmir Vergi Dairesi Başkanı Rıfat Engin ile Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün tarafından verildi.
Hisarcıklıoğlu: İlaç yapısal reform
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, kişi başına düşen gelirin 25 bin dolara çıkması için ilacın yapısal reform olduğunu, devlet Türk özel sektörüne rakipleriyle eşit şartlar sunarsa Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında sokmaya hazır olduklarını belirtti.
Türkiye’de kişi başına düşen gelirin 2002 itibariyle yaklaşık 4 bin dolar olduğunu ve ekonomide yapılan yapısal reformlarla beraber bu rakamın 10 bin dolara geldiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:
“Türk özel sektörü olarak zenginliğimiz 6 yılda 2.5 misli arttı. Müthiş bir başarı hikayesi. Maalesef dünya krizine bağlı olarak 2008’den itibaren 10 bin dolara çakıldık kaldık. Türkiye’nin tekrar esas gündemine odaklanması lazım. 2015 genel seçimlerine kadar yapısal reform yapılma durumu yok. Hiçbir siyasi kurum yapısal reforma dokunmaz. Yapısal reform, bir taraftan eski alışkanlıklarımızdan vazgeçip yeni bir alışkanlığa dönmek demek. 2015 seçimlerinden sonra Türkiye’nin yapısal reforma odaklanması gerekiyor. Hedef belli. Kişi başı gelirde 25 bin Dolar’a çıkmak istiyoruz. Bugüne kadar 2.5 misli daha zengin olmak istiyoruz 77 milyon olarak. Olur mu? Olur. Yaptık çünkü. Biz bunu Türkiye olarak yaptık. 4 bin dolardan 10 bin dolara çıktık. Yapar mıyız? Yaparız. İlacı yapısal reform. Eğer bunlar yapılırsa Türk özel sektörü olarak para istemiyoruz devletimizden. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 büyük ekonomisi arasında sokarız. Rakiplerimiz hangi şartlarda üretiyorsa, alıyorsa, satıyorsa, istihdam ediyorsa aynı şartları bekliyoruz. Rakibimizle aynı sahada futbol oynatın bizi. Oynatın biz bu maçı alırız.”
Zenginliğimiz girişimcilerimiz
Konuşmasında girişimciliğin Türklerin genlerinde olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Rusya örneği vererek petrol ve doğalgazın saadet getirmediğini ifade etti. Bir ülkenin ne kadar girişimcisi varsa o kadar zengin olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Yeraltı zenginliği hikaye. Hepsi tükeniyor. Bazen para etmiyor. Bugün petrolün, doğalgazın para etmediği gibi. Girişimcilik para ediyor. Bu aslında bizim için geleceğimiz açısından ders çıkarılması gereken bir nokta. Bizim de genlerimizde aslında müthiş bir girişimci ruhu var. Allah bize petrol vermemiş, doğal gaz vermemiş ama müthiş bir müteşebbis ruhu vermiş.”
Çekte karekod dönemi
Tüm Türkiye’de tahsilat sorunu yaşadığını, çekin itibarının tekrar artırılması amacıyla iki mekanizma üzerinde çalışıldığını dile getiren Hisarcıklıoğlu şöyle devam etti:
“Dünyada vadeli çek sadece Türkiye’de var. Bizim dünya ekonomisine icat olarak soktuğumuz tek şey vadeli çek. Hapis cezasının kaldırılmasından sonra maalesef itibarı düştü. Bunun karşılığında bir talepte bulunduk. Bugün herhangi bir bankaya kredi kullanmaya gittiğimiz zaman benim bütün geçmişimi, ödenmiş ödenmemiş neyim varsa görebiliyor. Onlar para satıyor görüyor, biz mal satıyoruz göremiyoruz. Bizim riskimiz daha büyük. Bu kapsamda dedik ki, ‘eğer bankalar görüyorsa bizim de görmemiz lazım.’ Kare kodlu çek yürürlüğe girerse kare kodlu çek vasıtasıyla herhangi bir alışverişimizde kare kodunu okutarak banka ne görüyorsa siz de onu görebileceksiniz. Yani riski üstlenip üstlenmeme konusunda karar bize ait olacak. Diğer bir önemli mekanizma da alacak sigortası. Bugün Avrupa’da kimse alacağından dolayı batmıyor. Binde 5 oranında işlem maliyeti alarak bütün alacağınızı sigorta ediyorlar. Alacak sigortası Türkiye’de yaygın olarak kullanılmaya başlandı.”
Sanayide 2. lige düştük
Gelişmelerin yanı sıra sıkıntıların da olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin 2000’li yılların başında dünyanın en büyük 15 sanayi ülkesi içerisinde olduğunu hatırlatarak, “Türkiye şuan itibariyle bu 15’in içinde düştü. Sanayiyi yeteri kadar büyütemedik. Türkiye dünyanın en büyük 15 sanayi ülkesiyken şuan bu ligden 2. lige düştük. Sebebi hizmet ve tarım sektörünün sanayi sektöründen daha fazla büyümesidir. Onun için payı azaldı. Bir an önce yeniden sanayiyi cazip hale getirmeliyiz” dedi.
İstihdam yükleri
İstihdam üzerindeki yüklerin de önemli bir sıkıntı oluşturduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir işçinin eline net 100 lira geçiyorsa işverene maliyeti 159 liradır. ABD’de bu oran yüzde 22’lerde, dünyanın en büyük ekonomilerine baktığımız zaman yüzde 35. İstihdam üzerindeki yüklerin rekabet edeceğimiz şartlara getirilmesi gerekiyor. Kıdem tazminatı konusunda da seçim dönemlerinde popülizm oluyor. Dünya şampiyonu olduğumuz uygulama 1930’lardan kalma. Kıdem Tazminatı’nı kaldıracağız diye İşsizlik Fonu’nu getiriyoruz. Şimdi her ikisi de duruyor. Her yıl 1 milyon kişiye iş bulmak zorundayız. Devletin kapısında bunu bulamazsınız. Bunu girişimciler vasıtasıyla bulacağız, onun için iş yapmayı cazip hale getirmeliyiz.”
UMEM avantajını kullanın
Sanayicilerin Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri’nden yararlanmasını isteyen Hisarcıklıoğlu, bu projeden en çok yararlananın İzmir Büyükşehir Belediyesi olduğunu söyledi. Kocaoğlu için “Ticaretten siyasete girmiş ama bu işi yakalamış” diyen Hisarcıklıoğlu, projeden en çok Ford, Toyota gibi yabancıların yararlandığını ama yerli sermayenin ilgi göstermediğini vurguladı.
Rİfat Hisarcıklıoğlu, UMEM Beceri’10 İstihdam Projesi ile işverenin istihdam yükünün yüzde 18 oranında düştüğünü vurgulayarak, “Bu uygulamadan en fazla yararlanan yabancı sermaye. İstihdam yükünden yakınan bütün şirketlerimizi bu fırsattan yararlanmaya çağırıyorum” dedi.
Bu projenin en başarılı olduğu illerden birisinin İzmir olduğunun altını çizen Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Ancak daha bu salonu dolduranların yüzde 30’unun haberi var. 3 ay mesleki eğitim veriliyor. Günlük 25 lira cep harçlığı ve sigorta var. Sonra 3 ay staj dönemi ve günlük cep harçlığı ile sağlık sigortası devam ediyor. Buralarda işverenimize hiçbir yük yok. Sonra da sınıfı geçen kardeşimizi bu fabrikada ya da işyerinde istihdam ediyoruz. İstihdam edince istihdam yükünüzün yüzde 18’ini ödemiyorsunuz. Ne olur bundan yararlanın. Türkiye’de bu uygulamadan faydalanan yabancı yatırımcılar. Maalesef bizim yatırımcılarımız hem istihdam yüklerinden şikayet ediyor hem de bu uygulamayı kullanmıyor.”
Ekonominin yıldızlarına koruma
FIFA’nın çıkarttığı kararı örnek göstererek ekonominin yıldızlarının da koruma altına alınması gerektiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bu ödülü alacaklar ekonominin yıldızlarıdır. FIFA yeni bir kural çıkarttı. Futbolu güzelleştiren, futbolun yıldızlarıdır dediler. Futbolun yıldızlarına bütün hakemler için dediler ki ‘hangi takımda futbolun yıldızı varsa ona pozitif ayrımcılık yapacaksınız’ çünkü ‘tribünleri dolduran ve futbol ekonomisini çeviren onlardır’ dediler. Size buradan çağrıda bulunuyorum. Nasıl futbolun yıldızları koruma altına alınıyorsa eğer Türkiye’nin zenginleşmesini sağlayan ekonominin yıldızlarını da başta devletimiz olmak üzere hepimiz koruma altına almalıyız. Onları çeşitli cezalarla ürkütmemeliyiz. Çünkü istihdamı sağlayacak, vergiyi ödeyecek de onlar. Ekonominin yıldızı da üretenlerimiz, girişimcilerimiz” dedi.
Borçlanma uyarısı
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, döviz geliri olmayanların 2015’te dövizle borçlanmaması uyarısında bulunurken, “Faiz oranlarında bir düşme söz konusu olabilir. Dövize baktığımızda; döviz geliriniz yoksa hele ki 2015’te dövize borçlanmayın. Aşağı yukarı iki türlü de dalgalanma söz konusu olabilir” diye konuştu.
İzmir’in odaları ve borsası 5 yıldızlı
Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı olarak İzmir’e 52’inci ziyaretini gerçekleştirdiğini ifade ederken, İzmir’in Türkiye ekonomisinin en önemli yıldızlarından birisi olduğunu anlattı.
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nı 2014 yılında Ege Bölgesi Mükemmellik Büyük Ödülü ile Türkiye Mükemmellik Ödülü alması dolaysıyla kutlayan Hisarcıklıoğlu, İzmir’deki odaların ve borsanın 5 yıldızlı olduğuna vurguladı. Hisarcıklıoğlu, “Yani tüm dünyada 5 yıldızlı otel neyse, oda sisteminde de bunun anlamı o. Londra’da, Paris’te, Berlin’de oda ve borsa üyeleri hangi standartta hizmet alıyorsa İzmirlilerde bu kalitede hizmet almakta. Hep tüm oda ve borsalarımızın 5 yıldızlı olması gerektiğini söyledik. Her yıl yapılan değerlendirmede 100 üzerinden 100 alan İzmirli oda ve borsalarımı kutluyorum. Hizmet eden insanları doğru iş yaptığı zaman takdir ederseniz, teşvik edersiniz” dedi. TOBB Başkanı “İzmir merkezli üç başkanımın da TOBB Yönetiminde bizzat görevleri var. Yani TOBB’un başarısına bu kardeşlerimin büyük katkısı vardır” ifadesini kullandı.
İzmir Türkiye’ye örnek
İzmir ekonomisinin durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, yeni iş yeri açma sayısı açısından geçen yıla göre tüm Türkiye’de yüzde 18 artış yaşanırken, bu artışın İzmir’de yüzde 34 oranında olduğunu bildirdi.
Paranın ekonomideki dönüşü açısından protesto olan senetlerin TL bakımından tutarına bakıldığında Türkiye ortalamasının yüzde 9 artışa, İzmir’in ise yüzde 10 artışa tekabül ettiğini açıklayan Rifat Hisarcıklıoğlu, karşılıksız çeklerdeki artışın da Türkiye’de yüzde 3.4 İzmir’de ise yüzde 3.9 olduğunu kaydetti.
İzmir’in önünde üç önemli proje bulunduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, bu projeleri İzmir-İstanbul Otoyolu, İzmir-Ankara Hızlı Treni ve yeni fuar alanının hizmete girmesi olarak açıkladı. Hisarcıklıoğlu, bu yeni projelerle İzmir’in vizyonunun daha da ileri gideceğini dile getirdi.
Rifat Hisarcıklıoğlu, İzmir’in üretim açısından 19 bin lira ile Türkiye ortalaması olan 15 bin liranın üzerinde olduğuna dikkat çekerek, “Tüm Türkiye İzmir'i yakalamış olsaydı bizim Gayri Safi Milli Hasılamız bugün 1 trilyon olurdu. Türkiye, bugüne göre yüzde 33 daha zengin olurdu" diye konuştu.
Esen’den sanayileşme vurgusu
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı Salih Esen, Reel sektörü ikinci plana iten büyüme modelinin sürdürülebilir olamayacağını belirtirken, “Sürdürülebilir büyüme açısından sanayinin tercih edilir olması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir” dedi.
Yatırım ve üretimin sekteye uğratılmaması adına bürokratik sistemin esnetilmesini savunan Esen, yasaların geceden sabaha değiştirilmesinin ciddi mağduriyetlere yol açtığını, bu nedenle değişikler konusunda ilgili tüm kesimlerin görüşünün alınmasını istedi.
EBSO Geleneksel Başarılı Sanayiciler Ödül Töreni’nin açılış konuşmasını yapan Salih Esen, son 6 yıldır ödül değerlendirmelerine KOBİ’lerin dahil edilerek desteklenmeye çalışıldığını, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun da KOBİ’ler konusundaki özel gayretlerini takdir ettiklerini belirtirken, KOBİ Bilgi Sitesi’nin başarısını buna örnek gösterdi. Esen, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerin teşvik edilmesi ve önündeki sorunların ortadan kaldırılmasının bugünün küresel ekonomisinde de büyük önem taşıdığını vurguladı. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da yine tek ses olarak KOBİ’lerin geliştirilip büyütülebileceğine işaret eden Esen, “Çünkü birlik olduğumuz sürece güçlü olabilir, sorunlarımızı çözüme kavuşturabiliriz” dedi.
Salih Esen, küresel krizin milat olduğu, dünyanın en büyük ekonomisinden en küçük ekonomisine kadar yansımaları devam eden değişim, belirsizlik ve risklerle örülü bir süreçten geçildiğini dile getirdi. Özellikle dünya geneline yayılan ve ölümlü sonuçları olan terör eylemlerinin ciddi boyutlarda ilerlediğinin altını çizen Esen, Paris’te milyonları buluşturan ve Türkiye’nin de saf tuttuğu özgürlük yürüyüşünün terörün dini, dili ve hiçbir gerekçesinin olamayacağına en güzel yanıt olduğunu belirtti.
Bürokrasi destek olsun
EBSO Meclis Başkanı Esen, savaşın olduğu yerde işbirliği yapmanın, ticareti artırmanın mümkün olamadığını, sadece bu nedenle daralan pazarın büyümenin önünde engel teşkil ettiğini söylerken, Ortadoğu’da yaşanan durumun örnek gösterdi. Esen, Türkiye’nin AB çıpasından her geçen gün kopmasının da gelecek adına tehlikeli bir yol ayrımı olduğunu dile getirdi.
Endişeleri artıran, risk algısını güçlendiren ortamda reel sektörü ikinci plana iten büyüme modelinin sürdürülebilir olamayacağının görüldüğünü vurgulayan Esen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sürdürülebilir büyüme açısından sanayinin tercih edilir olması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Özellikle de sanayiye yatırım yapma gönüllüsü olan yerli-yabancı doğrudan yatırımcıların bürokrasi engeline takılmasını artık istemiyoruz. Sanayicimizin, iş kapasitesini büyütmesi yönünde sık sık bürokrasiye başvurmak zorunda kalması süreci yıpratıcı kılmaktadır. Yatırım ve üretimin sekteye uğratılmaması adına bürokratik yapılanmanın esnetilmesi zaruridir. İş yapma kolaylığı endeksinde 189 ülke içinde 55’nci sırada olmamız da, önümüzdeki 54 ülkeyi bizim aleyhimize avantajlı kılmaktadır.”
Salih Esen, bürokratik sistemin esnetilmesi kadar yasal değişikliklerin de önemini gündeme getirdi. İşlerin verimli biçimde sürdürülebilmesi için ülkenin değişen şartları karşısında yasaların yenilenmesinin zorunlu olduğunu ifade eden Esen, “Ancak yasaların çok kısa sürede hatta bazen geceden sabaha değiştirilmesi ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Toplumsal bütünleşme adına yasal değişikliklerde, ilgili tüm kesimlerin fikrinin alınması ve yasaların mağduriyet yaratmadan uygulamaya konması gerekmektedir” diye konuştu.
Adalet yavaş işlemesin
Son dönemlerde işleri yolunda gitmeyen pekçok sanayicinin üretim kaybı yaşadığına, gerçekleştirdikleri yatırımlardan zarar ettiklerine ve iflas erteleme talebinde bulunduklarına üzülerek tanık olduklarını söyleyen Esen, yeni bir yatırım hamlesi ihtiyacını ortaya koydu. Esen, “İşsizliğin de cari açığın da önüne geçebilmenin yolu yatırımlardan geçmektedir” dedi.
Türkiye’nin çok acil yeni bir yatırım hamlesine ihtiyaç duyduğu ortamda iflas ve iflas erteleme davlarının, icra dairelerindeki dosya sayılarının rekor kırdığını, karşılıksız çıkan çeklerin ödenme oranının son yılların en düşük seviyesine indiğini bildiren Esen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İflas, icra dosya sayıları hem de çeklerle ilgili veriler bir çeşit alarm niteliğindedir. Resmi veriler icra dosya sayısı artarken işlemleri yapacak icra daire sayısının azaldığını gösteriyor. Bu da kaos yaratmakta, adaleti geciktirmektedir. Hukukun yavaş işlemesi, içinde bulunduğumuz rekabet ortamı içerisinde kabul edilebilir bir durum değildir. Yavaş işleyen hukuk, sanayicimizi maliyet kaybına itmektedir. Sanayicimizin korunması, özellikle ekonomimizin can damarı olan KOBİ’lerin iflas tuzağına düşmemeleri bu süreçte oldukça önemlidir. Elbette bu da, ancak risklerin bertaraf edilmesiyle, belirsizliklerin azaltılmasıyla ve haklarının korunmasıyla mümkün olabilecektir.”
Katkı sağlayan herkes ödüle layık
EBSO üyesi sanayicilerin belirsizlik ortamına rağmen üretim, yatırım, vergi, ihracat ve istihdam gibi alanlarda dikkat çekici performans göstermelerinin kayda değer olduğuna işaret eden Salih Esen, ödül alan sanayicileri kutladı. Esen, “Bizler bugün belli sayıdaki başarılı olan sanayicilerimizi ödüllendirme imkanına sahibiz. Ancak biliyoruz ki, yatırım yaparak, ürettiği ürünle, sağladığı istihdamla, kazandırdığı dövizle, ödediği vergiyle kim bu ülkeye katkı koyuyor, elini taşın altına sokuyorsa her biri tebriğe ve ödüle zaten layıktır. Son yıllarda daha çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberlik anlayışı ile ortaklık kültürü çerçevesinde hareket ederek hep birlikte daha nice başarılara imza atacağımıza ve ülkemizin kalkınma yolunda hızlı adımlarla ilerleyeceğine olan inancımı tekrarlamak istiyorum” diye konuştu.
Yorgancılar: Kazananlar kulübünde olalım
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Türkiye’nin gündeminin ekonomi olması, birlik ve beraberliğini koruması gerektiğini söyledi. EBSO Geleneksel Başarılı Sanayiciler Ödül Töreni konuşmasında, güçlü ekonominin ancak güçlü bir sanayi ile mümkün olabileceğine işaret eden Yorgancılar, “Risklerimizin bilinciyle, potansiyelimizin farkındalığıyla proaktif bir şekilde hareket ettiğimiz sürece, sürdürülebilir büyüme ve kalkınma ekseninde ekonomimiz ivme kazanacaktır. Çünkü biz kazananlar kulübünde olmak istiyoruz. Çünkü biz güçlüyüz. Yeter ki boş gündemlerle, odaklanmamız gereken ekonomiden uzaklaşmayalım ve yeter ki birlik ve beraberliğimizi, hoşgörümüzü, birbirimize olan saygımızı kaybetmeyelim” dedi.
Atatürk’ün “Bir Ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe, yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez” sözünü örnek gösteren Ender Yorgancılar, “Ülkemizin gücünden, büyüklüğünden hiçbirimizin şüphesi dahi olamaz. Ama bir gerçek var ki, bu gücün en önemli kaynaklarından biri de yatırım yaparak üretim gerçekleştiren, ihracat yapan, istihdam yaratan, vergisini ödeyen değerli sanayicilerimizdir” diye konuştu.
Yeni şeyler yapma zamanı
Ender Yorgancılar, ekonomide yeni şeylerin söylemenin ötesinde yeni şeyler yapmanın zamanının geldiğini söyledi. İçinde bulunduğumuz zaman diliminin; değişimin, dönüşümün, proaktif davranmanın, emek toplumundan bilgi toplumuna geçişin hakim olduğu, gerekenin yapılmadığı taktirde geride kalındığı acımasız bir dönem olarak anılacağını belirten Yorgancılar, “Öyle bir dönem ki, yeni şeyler söylemenin ötesinde yeni şeyler yapma zamanıdır” dedi.
Sanayicilerin baskıyı 2008 krizinden beri küresel anlamda üzerinde hissettiğini vurgulayan Yorgancılar, iş yapmanın önündeki engeller, uluslararası politika, ekonomideki çalkantıların gölgesinde siyasi, hukuki ve toplumsal rahatsızlıklar ve son olarak küresel terör eylemleri de eklendiğinde endişelerin katlanarak arttığını anlattı. Yorgancılar, “Nerede yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın Terör eylemlerini herkes tek bir ses olarak kınamalıdır. Paris'teki terör olayları çok önemli, her ülke bundan ders çıkartmalıdır. Geçmişte ve bugün biz bu olayları yaşadık ve yaşamaktayız, gönül isterdi ki dünya liderleri de ülkemize gelip bizim yanımızda olsun, bizimle birlikte terörü lanetlemelerini arzu ederdik” dedi.
Ülkemizin gücüne güç katalım
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, iç ve tüm etkenler ve genel seçimler de dikkate alındığında önemli bir yılın yaşanacağını dile getirirken, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte böyle bir ortamda şayet özel sektör olarak bizler; kendi sorunlarımız içine gömülüp kalırsak, önümüzdeki engelleri aşamazsak, değişen dünya düzenini doğru okuyup yeni stratejiler geliştiremezsek, ortak akıldan uzaklaşırsak ulaşabileceğimiz nokta bellidir. Ötesi de yoktur. O nedenle istiyoruz ki, tek yürek, tek ses olmaya devam edelim, konularımızı doğru zamanda doğru yere aktaralım ve yine Türkiye’nin gücüne güç katalım.”
Sanayileşme adına dile getirdikleri görüşlere rağmen Türkiye’nin makro koşullarının sanayileşme için değil finans, inşaat ve perakende için daha uygun olduğunu, bu nedenle yap-satçılığa yönelindiğini belirten Yorgancılar, “Yani üreten kesim olarak bizler azınlıkta kalıyoruz. Son 2 yıldır sanayisizleşme vurgusunu yapan biri olarak, son 6 aydır ilgili bakanlarımız tarafından bu konuya dikkat çekilmesinden elbette ki memnuniyet duymaktayım” diye konuştu.
Dünyanın geniş bir coğrafyasında belirsizliklerin devam ettiği, Türkiye’nin bir yanında sıcak diğer yanında soğuk savaşın hakimiyetini sürdürdüğü ateşten çemberin içinde düşük karlarla üretmeye gönüllü gruptan olduklarını vurgulayan Yorgancılar, uzun süredir sıcak para desteğiyle iç tüketimle ve ithalatla büyüyen Türkiye’nin ihracatla sürdürülebilir büyümesi sağlayabilmesi için katılımcılık anlayışıyla ihracatı teşvik edici politikalar izlemesinin önemini gündeme getirdi.
Üretime yeni heyecan
Ender Yorgancılar, Türkiye’nin ihracatındaki 10 büyük ülkenin büyümesinde artış yaşanırken firmaların bu pastadan tek başına pay alabilmesinin güç olduğunu, kıdem tazminatı, enerji maliyetleri, vize, KKDF’den peşin vergiye kadar maliyet artırıcı yükler, iş kazaları, hukuk sisteminin yavaş işlemesi gibi engellerin bulunduğunu söyledi. Yorgancılar, çözüm konusunda şu önerileri gündeme getirdi:
“Sanayi Strateji Belgeleri’nden, Yapısal Dönüşüm Programı’na kadar açıklanan eylem planları önceliklendirilerek bir an evvel hayata geçirilmelidir. OSB’lerde ve küçük sanayi sitelerinde zorunlu istihdama yönelik ortak kümelenmeye gidilmelidir. Kamu İhale Kanunu’nun 63. maddesinde, değişiklik yapılarak; yerli malı olarak belirlenen malları teklif eden istekliler lehine, yüzde 15 olan oranın yüzde 25’e çıkartılarak, ‘konulabilir’ ifadesi ‘konulacaktır’ şeklinde düzeltilmeli ve teknolojik ürünleri kapsayan son düzenlemenin kapsamı genişletilmelidir. Af çıkarılması yerine ödüllendirme sistemi olmalıdır. Orta gelir tuzağından kurtulmak için eğitimden, hukuk reformuna kadar yapısal reformlara öncelik verilmelidir. Türkiye, demografik fırsat penceresini çok iyi kullanmalıdır. İvedilikle yeni bir sanayi-üretim hikayesinin ve heyecanının hayata geçirilmesine ihtiyacımız vardır. Çünkü üretim yoksa kalkınma hayaldir.”
Yüzde 3 büyüme yetmez
Ender Yorgancılar, Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkelerdeki yatırımların GSYH’ya oranı, yabancı yatırım girişleri, tasarruf oranı, küresel inovasyon, rekabet ve insani gelişme endekslerinden örnekler verirken, “Girişimcilik yapımızın desteklendiği, maliyetleri rakipleri düzeyine çekildiği takdirde ülkemizin yolunun açık olduğu inancındayım. Gerekli istek ve azim Türk özel sektörümüzde zaten vardır. Ancak gelişmelere baktığımızda; küresel ticaretin kuralları değişirken, orta sınıf büyüyerek şimdiden geleceğin fırsatlarını yaratırken, sermaye akımları çok hızlı yer değiştirirken, TTIP benzeri anlaşmalarla kıtalar güçbirliğine giderken, petrole alternatif olarak kaya gazı öne çıkarken, dünya 3D üretime yönelmişken, Türkiye’nin toplumsal huzuru ve mevcut yapıyı bozan gündemler yaratması ve yüzde 3 büyüme bizim için başarısızlıktır. Çünkü doğuya kayan üretimden Türkiye hakkı olan payı alabilmelidir. Bizim tek endişemiz, gelecek senaryolarında Türkiye’nin rolünün gecikmeler ve yanlış adımlar yüzünden azalmasıdır” dedi.
FED’in faizi artırmasından, Rusya faktörüne, emtia fiyatlarından dalgalı kura, jeopolitik risklerimizden seçim ekonomisine ve terör eylemlerine kadar 2015 yılında yaşanabilecek risklere dikkat çeken Yorgancılar, petrol fiyatlarındaki düşüşten hükümetin açıkladığı eylem planlarına, G-20 dönem başkanlığından Rusya’dan kaçan fonlara kadar farklı alanlardaki fırsatları da gündeme getirdi. Yorgancılar, kadının iş yaşamında aktif yer almadığı sürece Türkiye’nin ne ekonomisinin ne demokrasisinin yeterince gelişmeyeceğini ifade etti.
Yerel gücün önemi
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Yorgancılar, küresel ekonominin geldiği noktada dünya örneklerinin büyüme ve kalkınmanın yerelden başladığını gösterdiğine işaret ederken, sanayiden tarıma, ticaretten turizme kadar önemli katma değere sahip İzmir’in bu süreçte yaratacağı değerlerin büyük önem taşıdığını belirtti. Ender Yorgancılar, “Serbest şehirden, bilişim vadisi olmaya kadar hayalleri olan İzmir, Türkiye için bir şanstır. Ne yazık ki, İzmir göçe ve teşvik adaletsizliğine yenik düşmüş ve işsizlikte Türkiye ortalamasının çok üstüne çıkmıştır” diye konuştu.
İstihdam sorunun çözülmesi, mesleksizliğin sona erdirilmesi amacıyla başlatılan Beceri 10 projesi kapsamında Türkiye’de ilk UMEM eğitim merkezini İzmir’de kurup 65 farklı meslekte 250’ye yakın kurs açtıklarını, Vestel ile yapılacak protokolle de 81 ilden teknik elemanın İzmir’de eğitileceğini bildiren Yorgancılar, hem kentteki işsizlik oranı hem de UMEM başarısı dikkate alındığında TOBB’un teknik meslek lisesi konusunda İzmir’e öncelik vermesini istedi.
Ender Yorgancılar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu da Türkiye’de bir ilk olarak başlattığı Ekonomik Koordinasyon Kurulu ile ekonomi kesiminin temsilcilerini bir araya toplaması dolayısıyla kutlarken, EKK’nin kentin sosyal ve kültürel planlamasında rol oynaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Toprak: Kalkınmanın yolu üretimden geçiyor
İzmir Valisi Mustafa Toprak, kalkınmanın yolunun üretimden geçtiğini belirterek, sanayicilere istihdam ve üretimden yana koyduğu tavır nedeniyle teşekkür etti. İzmir’de bankalardaki paranın değer artırıcı noktalara ve teknolojiye yatırılmasını isteyen Toprak, ar-ge harcamaları ve inovasyona önemli destek verildiğini hatırlattı.
EBSO Geleneksel Başarılı Sanayiciler Ödül Töreni’nde iş dünyasına hitap eden İzmir Valisi Toprak, üretmeden kalkınmanın mümkün olmayacağını ifade etti ve “Mutlaka üretmek zorundayız ve üretimi de ileri teknoloji ve orta ileri teknoloji ile desteklemek noktasındayız. Eğer ki bunu yapamıyorsak o orta gelir tuzağı dediğimiz sıkıntının içine düşebiliriz. Sizler değer oluşturuyorsunuz, ülkemizin değerine değer katıyorsunuz. Size tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte Ankara’daki devlet örgütlenmesiyle, buradaki yerel yönetimlerle, meslek örgütlerimizle ne kadar sizlerin önünü açsak da yine de bir şey yaptık diyemeyiz” dedi.
Mustafa Toprak, herkese iş ve aş sağlamanın yolunun üretimden geçtiğini, sanayicilerin her türlü zorluğa göğüs gererek o değeri ortaya koyduğunu savundu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun da sanayicilere destek verdiğini, onların meramını ve ortaya koyduğu başarıları anlattığını belirten İzmir Valisi Toprak, sanayicilere hitaben “Biz zaten çalışıyoruz, gölge etmeyin başka ihsan istemez diyorsunuz. Eğer önünüzü açabiliyorsak onunda güzel yanını içimizde yaşıyoruz” diye konuştu.
Kapasitemizi daha yüksek kullanalım
Vali Toprak, İzmir’in kaliteli ve verimli ürettiğini, Türkiye’nin ihracatında, istihdamında ve şirketleşmesinde ortaya çıkardığı tüm göstergeler bağlamında önemli katkılar sunduğunu vurgularken, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu durumu sürdürülebilir kılmak ve daha da ileri bir noktaya götürmek hepimizin üzerine düşen bir görevdir. İzmir’in kapasitesini daha da yüksek kullanmasını istiyoruz. Bankalarda para var evet ama mümkün olduğunca orta yüksek ve yüksek teknolojiye ve değer artırıcı noktalara da aktarılması gerekiyor. Bunun önemli olduğunu düşünüyoruz.”
Üretimdeki başarılara rağmen ihracatta kilogram değerinin 1.5 doları biraz aştığına dikkat çeken Toprak, gelişmiş ülkelerin 4 doları aşan değerlerini yakalayabilmek için katma değeri yüksek ürünlere yönelmeyi gündeme getirdi. Toprak, son yıllarda Ar-Ge ve inovasyona önemli desteklerin verildiğini, GSMH içindeki payının yüzde 1’e yaklaştığını belirtirken, gelişmiş ülkelerdeki gibi yüzde 4’ler seviyesine ulaşılması gerektiğini de anlattı. Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü başta olmak üzere kentteki üniversitelerin Ar-Ge ve ileri teknoloji merkezleri açma yarışı yaptığını kaydeden İzmir Valisi Toprak, “Bunlar sanayicilerimizle birleştiğinde daha iyi bir noktaya geleceğiz. İstihdamı da destekleyen ülkemiz adına değer yaratan bir noktaya gelmiş olacağız. Biz artık geleneksel bir yapıdan sanayi toplumu yapısına, oradan da artık bilgi toplumuna geçmiş bulunuyoruz. Biz bilgi toplumunu, bilgi ekonomisine yönlendirebilirsek işte o zaman o hedeflere ulaşabiliriz. Bulunduğumuz 160 milyar dolarlık ihracat rakamlarını ve 10 bin dolar düzeyindeki milli gelir oranını daha yukarıya götürebiliriz” dedi.
EBSO’ya teşekkür
Ege Bölgesi Sanayi Odası’na yatırım, üretim, istihdam, ihracat, vergi ile Ar-Ge ile inovasyonda değer yaratan sanayicileri ödüllendirmesi dolayısıyla teşekkür eden, ödül alan sanayicileri kutlayan Toprak, “Tüm ödüllerin diğer sanayicilerimize de örnek olmasını diliyorum. Dünyada ciddi bir yarış olduğuna göre ülkemizde de bu yarışı olumlu bir noktaya götürmek noktasındayız. Girişimci sayısını arttırabilirsek bu noktada o girişimcilikten inovasyona yenilikçiliğe giden yolu, onun sonrasında da buluşları, o buluşlarında ekonomiye bir değer yaratan üretim alanına çekmiş olacağız” diye konuştu.