Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen “Yatırım ve İhracat Teşvikleri Semineri”ne, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, Yönetim Kurulu Üyesi Suha Kahraman ile T.C. Ticaret Bakanlığı, İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), KOSGEB, TÜBİTAK, İŞKUR ve Türk Eximbank temsilcileri katıldı.
Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, yatırım ve ihracatın, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için yalnızca bir tercih değil, ekonomik kalkınmanın vazgeçilmez unsurları olduğunun altını çizerek, “Sürdürülebilir büyüme, istihdam artışı ve küresel rekabet gücü, doğrudan bu iki alanın ne kadar sağlıklı ve stratejik biçimde desteklendiğiyle yakından ilişkilidir. Bugün artık şunu çok net biliyoruz ki; dünyanın içinde bulunduğu dönüşüm sürecinden çok daha fazlası, tahmin edemeyeceğimiz şekilde yakın zamanda gerçekleşecek. Teknolojiden, ticarete, iş yapış şeklimizden, toplumsal düzene kadar her alanda dönüşümün etkisini görüyoruz. Üreten Türkiye hedefi içerisinde de KOBİ’lerimizin bu dönüşüme uyumunu hızlandırmak zorundayız. Son 3 yıldır içinde bulunduğumuz dezenflasyonist süreç firmalarımızı maddi olarak oldukça sarstı. Yüksek katma değerli üretime geçmesi gereken firmalar geçemedi. Yeni yatırım planları askıya alındı. Yeni pazarlara cesaret edilip çıkılamadı. İstihdam artırmak, onun yüksek maliyetine katlanmak firmaların 2 kere düşündüğü konular arasında yer aldı. Bunlara ek olarak, borç bile bulunamayan bir ortamda destekler adeta can suyu oldu, olmaya da devam etmektedir.” ifadesini kullandı.
Yapılan anketlerde talep edilen ilk konunun finansmanın temini ile firmalara verilen desteklerin çeşitlendirilmesi, artırılması ve desteklerdeki bürokrasinin azaltılması olduğunun altını çizen Ürün, “ Yapılan bir çalışmada, devlet destekli teşvik unsurları ile sanayi firmalarını en çok destekleyen ülkenin Çin olduğu açıklanmıştı. Geçmişte de Güney Kore’nin ivme katetmesinin ana sebebinin sektörler özelindeki proje bazlı destekler olduğunu biliyoruz. Yani doğru yere, nokta atışı desteklerle kamu yararı oluşturmak mümkün. Ve sanayinin genel olarak desteklenmesi, özellikle de zorlu dönemlerde finansman temini sorunu yaşayan KOBİ’lerin ihracattan istihdama geniş bir yelpazede desteklenmesi ekonomiyi de ivmelendiren stratejik adımlardır. Bizim de talebimiz olan ve son yıllarda uygulanan öncelikli sektörler bazında destekleri bu anlamda çok değerli buluyoruz. Elbette ki etki analizlerinin yapılması da bir o kadar önemlidir.” diye konuştu.
Hakan Ürün, “Açıklanan son veriler itibarıyla, yatırım teşvik tutarı 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,7 oranında azalarak 1 trilyon 31 milyar TL seviyesine gerilemiştir. İhracat performansımızda da sınırlı bir artış gerçekleşmiştir. Bu rakamlar, hem yatırım ortamının hem de ihracat yapısının yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. İşte tam da bu nedenle, bugün bu toplantıda, Ar-Ge, istihdam, yatırım ve ihracat teşvikleri konusunda bilgilendirmeyi son derece önemsiyoruz. Kamu, özel sektör ve finansal kuruluşlar arasındaki güçlü iş birliği, bu sürecin en kritik yapı taşlarından biridir. Diğer yandan, Avrupa Birliği’nin yeniden yapılanması kapsamında hız verdiği serbest ticaret anlaşmalarından özellikle Hindistan ile olanı sanayimizin, dolayısıyla ülkemizin rekabet gücünü olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Endişe ile yakından takip ettiğimiz bu ve benzer anlaşmalar karşısında ülkemizin de proaktif olması gereken günlerden geçiyoruz. Bu nedenle de, yıllardır bizim de dile getirdiğimiz Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve söz konusu serbest ticaret anlaşmalarına mutlaka hukuken bağlayıcı olan Türkiye hükmümün de eklenmesi son derece önemlidir.” ifadesini kullandı.
EBSO olarak yatırım ve ihracatın desteklenmesi için gerçekleştirdikleri çalışmalardan da bahseden Ürün, “Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak bizler; yatırımların ve ihracatın desteklenmesi amacıyla, yeni organize sanayi bölgelerinin kurulmasından uluslararası projelerin geliştirilmesine, kurumlar arası iş birliklerinin güçlendirilmesinden firmalarımızın küresel pazarlara entegrasyonuna kadar uzun yıllardır geniş bir yelpazede çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız; sanayicimizin önünü açan, rekabet gücünü artıran ve yüksek katma değerli üretimi teşvik eden bir ekosistemin oluşmasına katkı sağlamaktır.” dedi. Konuşmaların ardından ilgili kurumların yetkilileri teşvik mekanizmalarına ilişkin sunumlarını gerçekleştirerek katılımcıların sorularını yanıtladı.