Değerli Konuklar,
Yönetim Kurulumuzun Değerli Üyeleri,
Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,
Şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
2001 yılında Odamız Plastik Meslek Komitelerinin Üyeleri tarafından kurulan
Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği’nin (EGEPLASDER) Genel Kurulu’nda sizlerle olmaktan dolayı çok mutluyum.
Yeni hizmet binamıza hoş geldiniz.
Çok ilginç bir o kadar da zorlu günlerden geçiyoruz. Dünyanın yeni düzeni kurulurken, başka bir tarih yazılıyor. Ticaretin kuralları değişiyor ve hatta kuralsızlık ana eksene oturuyor. Trump ile öngörülemeyen bir dünya, jeopolitik riskler ile artan istikrarsızlık, ticarette yeni iş birlikleri ve ardı ardına stratejik hamlelere tanıklık ediyoruz.
Bu gelişmeler, üreten gücü, dinamik özel sektörü ile Türkiye’nin de yeni düzende varlığını pekiştirmesini, konumunu güçlendirmesini zorunlu kılıyor.
Türkiye ekonomisi, son yıllarda gerek küresel gerekse içerde yaşadığı yüksek enflasyon sürecine rağmen, üretim ve ihracat eksenli yapısını korumaya devam ediyor. Artık 1 trilyon doları aşan milli geliri ve güçlü imalat sanayisiyle Türkiye, büyümesini büyük ölçüde sanayi üretimi ve dış ticaret üzerinden sürdürüyor. 2024 yılında, 262 milyar dolar olan ihracatımızı, 2025 yılında %4,4 artışla 273 milyara taşımış olmamız, zorluklara karşın ihracatın büyüyen değerini ortaya koyuyor.
Bu noktada plastik sanayi, hem doğrudan yarattığı katma değer hem de birçok sektöre girdi sağlaması nedeniyle kritik bir rol üstleniyor.
Plastik sanayi, kimya sektörünün en büyük alt kolu olmasının yanı sıra; otomotivden ambalaja, inşaattan elektroniğe, tarımdan sağlık sektörüne kadar çok geniş bir üretim zincirinin temel taşı olarak dikkat çekiyor.
Türkiye’de plastik mamul üretimi yıllık 10 milyon tonun üzerinde seyretmekte, sektörün toplam cirosu ise 45–50 milyar dolar bandında bulunuyor. Bu büyüklüğün, plastik sanayini yalnızca ulusal ölçekte değil, küresel ölçekte de önemli bir konuma taşıdığını ifade edebiliriz. Nitekim, 2025’teki 273 milyar dolarlık ihracatımızın, 11 milyar doları, yani %4,1’i plastik sektöründen sağlanmış. Plastik sektörü, kimya ürünleri ihracatı içinde uzun süredir lider konumda yer almakta ve Türkiye’nin toplam ihracat performansına güçlü bir katkı sunmaktadır. Ürünlerimizin 200’den fazla ülkeye ihraç ediliyor olması, sektörün küresel rekabet gücünü net bir şekilde göstermektedir.
Küresel ölçekte Türkiye, plastik üretim kapasitesi açısından dünya genelinde 6’ncı, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından 2’nci sırada yer alıyor. Bu konum, Türk plastik sanayinin üretim kabiliyeti, esnekliği ve ihracat potansiyelini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Elbette bu başarı, aynı zamanda bazı yapısal zorlukları da beraberinde getiriyor. Yüksek enerji maliyetlerinin, ithal hammadde bağımlılığının ve küresel talepteki dalgalanmaların, sektörün karşı karşıya olduğu temel riskler arasında yer aldığını ifade edebiliriz. Ancak tam da bu noktada, plastik sanayinin dönüşüm kapasitesi büyük önem taşımaktadır.
Günümüzde plastik sektörü için yalnızca üretim hacmi değil, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm de belirleyici bir unsur haline geldi. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemesi ve döngüsel ekonomi uygulamaları, ihracat pazarlarımız açısından artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Geri dönüştürülebilir ürünler, biyoplastikler, karbon ayak izinin azaltılması ve enerji verimliliği yatırımları, sektörün rekabet gücünü koruması açısından kritik önemdedir.
Yeşil dönüşümün doğru politikalar, teşvikler ve teknoloji yatırımlarıyla desteklenmesi halinde, sektör yalnızca çevresel sorumluluklarını yerine getirmekle kalmayacak, aynı zamanda daha yüksek katma değerli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına da girecektir.
Sonuç olarak, plastik sanayi; Türkiye’nin büyümesine, istihdamına ve ihracatına güçlü katkı sunan, küresel ölçekte rekabet edebilen stratejik bir sektördür. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümle desteklendiği takdirde, plastik sanayinin Türkiye ekonomisindeki rolü daha da güçlenecek ve ülkemizin sanayi vizyonunda kilit bir unsur olmaya devam edecektir.
Diğer yandan, AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması da, birçok sektörü olduğu gibi plastik sektörünü de olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Haklı bir endişeye sahibiz ve konuyu yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda da Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin ne kadar önemli olduğunu, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalara hukuken Türkiye hükmünün de eklenmesinin zaruriyetini çok net gördük. Buradaki girişimlerimizin en ivedi şekilde sonuçlandırılmasını diliyoruz. Yoksa adil olmayan bir rekabet ortamında sanayimiz büyük zarar görecek.
Genel Kurulun hayırlı olmasını dileyerek, konuşmamı tamamlamak istiyorum.
Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı