Hakan Ürün, Su Konferansı’nda Konuştu:
“Suya Sahip Çıkmak, Yarının Sürdürülebilir Yaşamını Güvence Altına Almaktır”
ESİAD ev sahipliğinde, EBSO ve İTB’nin katkılarıyla düzenlenen “Su Konferansı’nda konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, bugün suya sahip çıkmanın yarının sürdürülebilir yaşamını güvence altına almak anlamına geldiğini vurguladı.
Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsası’nın (İTB) katkılarıyla düzenlenen “Su Konferansı” İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi'nde gerçekleştirildi. İklim kriziyle birlikte derinleşen su sorununun bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı konferansa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, EBSO Meclis Başkanı H. İbrahim Gökçüoğlu, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ve İTB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak katıldı. Etkinlikte, tarımda, sanayide ve kentlerde suyun daha verimli ve sürdürülebilir yönetimi için yol haritası ortaya konarken, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün açılış konuşması yaptı.
“Suyun, Geleceğin Altını Olması Bekleniyor”
Hakan Ürün, Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu’nda açıklanan 10 yıl içinde beklenen risklerin 5’inin iklim kaynaklı olduğunun altını çizerken, suyun geleceğin altını olmasının beklendiğini de sözlerine ekleyerek, “Suyun değeri, kuyu kuruyunca anlaşılırmış. İşte tam da böyle günlerden geçiyoruz. Her sene takip ettiğim Dünya Ekonomik Forumu Küresel Riskler Raporu’nda açıklanan 10 yıl içinde beklenen risklerin 5 tanesi iklim kaynaklı başlıklardır. Eğer bugün burada biz de Su Konferansı düzenleme ihtiyacı hissettiysek, çok değerli konuklarımız bu konferans için burada ise, adım adım beklenene yaklaşıyoruz demektir. Peki ne bekleniyor? Suyun; geleceğin bitcoini, geleceğin altını olması bekleniyor. Öyle ki, uluslararası arenada su için “mavi altın”, “mavi petrol” ifadeleri kullanılıyor. Azalan su kaynaklarımızın tamamen kuruması, var olanlarda kirliliğin artması, tüketeceğimiz her damla suyu 2 kere düşüneceğimiz günlere yaklaşılması ve bugün yaşadığımız ticaret savaşlarının bir benzerinin su savaşları için de olması bekleniyor. İşte böyle bir ortamda, su stresini derinden yaşayan İzmir’imizde, yaşamın temel unsuru olan suyu, su kaynaklarımızı verimli kullanmayı, yeni su kaynakları üretmeyi ve daha birçok başlığı konuşuyor olmamızı çok önemsiyorum. Özellikle de suyun denizden arıtılması gibi detayları sunulacak alternatif önerileri çok kıymetli buluyorum.” dedi.
“Gelecek Nesillerin Su Hakkını Korumak Bir Tercih Değil, Ortak Bir Sorumluluktur”
Birleşmiş Milletler’in 2025 Su Raporu’na göre yaklaşık 4 milyar insanın yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşadığını vurgulayan Ürün, “Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre Dünya genelinde toplam su çekimlerinde tarım sektörü yüzde 72 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu yüzde 15 ile sanayi ve yüzde 13 ile evsel kullanım takip ederken, Türkiye özelinde de benzer bir dağılım söz konusu. Bu da aslında nereden başlanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Temiz suya erişimin sağlık, ekonomik fırsatlar ve siyasi istikrarı belirleyeceği bir sürece girdiğimiz aşikar. O nedenle, her ne yapacaksak bir an evvel harekete geçmemiz gerekiyor. Unutmayalım ki, gelecek nesillerin su hakkını korumak bir tercih değil, ortak bir sorumluluktur. Bu farkındalık ve sorumlulukla, Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak; her yıl düzenlediğimiz Çevre Ödül Yarışması kapsamında üretimde suyu daha verimli kullanan, yağmur suyu hasadı uygulamalarıyla suyu yeniden değerlendiren, daha az kaynak tüketen ve atık sularını uygun projelerle geri kazanan üyelerimizi ödüllendiriyoruz. Sanayimizi ilgilendiren her başlıkta olduğu gibi su ve çevre konularında da, mevzuatı yakından takip ediyor; ilgili bakanlıklarımızla iş birliği içinde üyelerimizi bilgilendiriyoruz.” ifadesini kullandı.
“Sanayi Kesimi Olarak Üzerimize Düşeni Yapacağız”
Hakan Ürün, “Suyu tüketen her kesim için 27 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan Su Verimliliği Yönetmeliğiyle birlikte, sanayicilerimizin de kendi bünyelerinde Su Verimliliği Yönetim Sistemi kurmaları artık yasal bir zorunluluk haline geldi. Elbette ki, sanayi kesimi olarak bizler üzerimize düşeni yapacağız. Ancak, su kullanım oranları dikkate alınarak, tarım özelinde çok daha somut adımların, tedbirlerin alınmasının faydalı olacağı inancındayız. Üretiminin, planlı kalkınmanın merkezi olan organize sanayi bölgelerimizde arıtılmış atık suların yeniden kullanımıyla ilgili yürütülen projeleri çok kıymetli bulurken, Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazanan Tire, Pancar ve Aliağa OSB’lerimizi de bu vesile ile tebrik etmek istiyorum. İzmir’deki tüm OSB’lerimize de örnek olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Suya sahip çıkmanın önemine de değinen Ürün, “20. Dünya Su Kongresi’nin seneye İstanbul’da gerçekleştirilecek olmasının, yol haritamızı şekillendirme ve toplumsal bilincin artırılması açısından oldukça faydalı olacağı inancındayım. Bugün suya sahip çıkmak demek; her alanda yarının sürdürülebilir yaşamını güvence altına almaktır ve olası su savaşlarına karşı stratejik ve zaruri bir adım atmaktır.” dedi.