EBSO ve YÖK İş Birliği Protokolü İmzalandı

09 Nisan 2026

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliğiyle düzenlenen “Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" Toplantısı ve “EBSO ve YÖK İş Birliği Protokolü” İmza Töreni’ne, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar, YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, EBSO Yönetim Kurulu Üyeleri, YÖK Yürütme Kurulu üyeleri, İzmir ve bölge üniversitelerin rektörleri, akademisyenler, Oda, Borsa ve STK temsilcileri katıldı.

Üniversite-Sanayi İş Birliğinin Kurumsallaşmasında Öncü Kurum: EBSO

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Yorgancılar, EBSO’nun üniversite-sanayi iş birliğini her zaman önceleyen bir kurum olduğunun altını çizerken, 1983 yılında Ege Üniversitesi ile birlikte Üniversite Sanayi İş Birliği Geliştirme Merkezini (ÜSİGEM) kurarak iş birliğinin kurumsallaştırılmasında öncü rol üstlendiklerini hatırlattı. 

“ÜSKK ile Önemli Kazanımlara Vesile Olmaya Devam Ediyoruz”

EBSO Üniversite-Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu (ÜSKK) aracılığıyla sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, Ar-Ge ve inovasyonun geliştirilmesi ile akademik çalışmaların üretime katkı sağlamasına yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydeden Yorgancılar, “Üniversite-Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulumuz ile de sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesi, yenilikçi ürün ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi, döner sermaye ile ilgili konuların akademisyenlerimiz lehine çözümü, meslek yüksekokullarında sanayinin ihtiyaçlarına uygun yeni bölümlerin açılması, öğrencilerimizin sanayide aktif olarak yer alması, yüksek lisans ve doktora çalışmalarının üretime katkı sağlayacak şekilde desteklenmesi gibi önemli kazanımlara vesile olmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

“Her OSB Bünyesinde Bir Meslek Lisesi ve Meslek Yüksekokulu Bulunmalı”

“Bizler üretilen bilginin değere dönüştürülmesine, bunun için de ortak aklın aktif çalıştırılması gerektiğine inanıyoruz” diyerek sözlerine devam eden Yorgancılar, “Günümüzde artan iş gücü arz-talep dengesizliği, eğitim programlarının sektör ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesini zorunlu kılıyor.  Her OSB bünyesinde bir meslek lisesi ve bu lise ile entegre olarak kurgulanacak meslek yüksekokulu bulunması ve buralardaki bölümlerin OSB’lerdeki mevcut ve olası yatırım ve üretim alanları dikkate alınarak belirlenmesi, sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine ve zaman içinde OSB’lerin ihtisaslaşmasına önemli katkı sağlayacaktır.  Bu doğrultuda; yapay zeka, bilişim ve tarım teknolojileri gibi stratejik alanlarda açılan yeni programları son derece kıymetli buluyorum.  Günün ihtiyaçlarına yönelik olarak açılması gereken yeni bölümlere ilişkin, yönetim ve mühendislik alt alanlarındaki ilgili yetkin tarafların katılımıyla bir “eğitim/öğretim-üretim şurası” yapılması gerektiğine de inanıyoruz.” ifadesini kullandı. 

Yorgancılar, “Ekosistemin verimli işlerliğinin güçlendirilmesi çalışmalarında, öğretim üyelerimizin üniversite dışı çalışmalarından elde ettiği gelir üzerindeki yüksek kesintilerin azaltılması ve veri paylaşımını kolaylaştıracak dijital altyapıların geliştirilmesini de önemli buluyoruz. Yükseköğretim Kurulumuzun kalite ve yenilikçiliği merkeze alan, yükseköğretim sistemimizi rekabetçi bir yapıya dönüştürme, üretkenliğini ve istihdam odaklı güçlenmesini önceleyen yaklaşımını iş dünyamız için son derece önemli buluyor, Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ve ekibine, teorik biginin sahada nitelikli beceriye dönüşümü yönündeki vizyonu ve çok değerli çalışmaları nedeniyle teşekkür ediyoruz.  Bugün imzaladığımız YÖK iş birliği protokolümüz ile; daha etkin, daha güçlü ve sürdürülebilir bir sanayi-akademi ekosistemi oluşturmayı, geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimizin teknolojiyle dönüşen sanayiye uyumlu ve yetkinliklerinin gelişimine önemli değer yaratacağına inanıyor, hayırlı olmasını diliyorum." dedi. 

“Üniversite-Sektör İş Birliğini Yapısal Bir Zorunluluk Olarak Görmek Durumundayız”

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine ilişkin ortak bir vizyonu ortaya koyduğunun altını çizdi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini ve stratejik dönüşümü hayata geçirdiklerinin altını çizen Özvar, “Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır.” ifadesini kullandı. 

Stratejik dönüşün sürecinin en kritik boyutlarından birinin yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması olduğunu ifade eden Özvar, “Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız. Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir.” diye konuştu.  Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi

OSB-MYO Mezunlarının İstihdam Oranı Yüzde 90’ların Üzerinde

Yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak istediklerini dile getiren Özvar, “Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.” diye konuştu. Özvar ayrıca çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandırmak istediklerini belirtti.  

İşyeri Temelli Uygulamalı Eğitim Modeli

Stratejik dönüşümün önemli boyutlarından birinin “işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli” olduğunu söyleyen Özvar, “Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz.” dedi. 
Özvar, bu noktada TOBB ile YÖK arasında imzalanan iş birliği protokolünün önemine vurgu yaptı. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirdikleri bilgisini veren Özvar, “Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz.” diye konuştu.

“EBSO ile İmzalanan Protokol Dönüşüm Sürecine Güç Katacak”

Özvar, EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söylerken, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini, protokolle birlikte bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Özvar, “İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür.” ifadesini kullandı. 

Özvar sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın katkılarıyla İzmir'de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir'de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek.”

EBSO'dan Haberler

Başkana Ulaşın