Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İzmir Meslek Yüksekokulu 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni gerçekleştirildi. Etkinliğe; Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün ile Yönetim Kurulu Üyesi, EBSO Üniversite-Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Arda Yüksel katıldı. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz’ın açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte, akademik yılın ilk dersini Hakan Ürün verdi.
Yeni eğitim döneminin tüm öğrencilere başarı getirmesini dileyen Ürün, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, “Burada gelecekte kendi işini kurmak isteyen kaç kişi var? Peki, çok iyi bir maaşla iyi bir şirkette çalışmak isteyenler? Ve son soru: “Ben daha ne olmak istediğime karar vermedim” diyenler? Bakın, en kalabalık grup muhtemelen bu! Ve hiç sorun değil. Çünkü 18-20 yaşında bütün hayatınızın planını yapmak zorunda değilsiniz. Benim bugün size söylemek istediğim en önemli şeylerden biri şu: Hayatınızı bugün tamamen planlamak zorunda değilsiniz. Ama kendinizi bugünden geliştirmeye başlamak zorundasınız. Çünkü, yıllardır işletmelerle, sanayicilerle, girişimcilerle ve farklı sektörlerde çalışan insanlarla bir araya geldiğimizde iş dünyası olarak sürekli aynı soruyla karşılaşıyoruz. ‘Üretim sahasına, ofise çalışan bulamıyoruz.’ Durum böyle iken geleceğin çalışma hayatında hangi nitelikte çalışanlara ihtiyaç duyacağız? O yüzden bu soruya odaklanmak istiyorum. Ama yalnızca şirketlerin ne istediğini değil, sizin bu değişen dünyada kendinize nasıl bir yol çizebileceğinize de değinmek istiyorum. Çünkü bugün burada bulunan sizler birkaç yıl sonra bizim çalışma arkadaşlarımız, teknikerlerimiz, uzmanlarımız, yöneticilerimiz, belki de kendi şirketlerini kuran iş insanları olacaksınız. Dolayısıyla sadece eğitiminizi değil, geleceğin iş dünyasını da konuşalım istiyorum.” ifadesini kullandı.
Dünyadaki başarılı örneklere bakıldığında ortak bir özellik olarak “eğitim ile çalışma hayatının kopuk olmamasının” görüldüğünü sözlerine ekleyen Ürün, “Örneğin Almanya'daki dual eğitim modelinde gençler teorik eğitimlerini sürdürürken aynı zamanda işletmelerde uygulamalı eğitim alıyorlar. İsviçre'de de mesleki eğitim, gençlerin eğitimden çalışma hayatına geçişinin en önemli kanallarından biri. Yani aslında dünyada giderek güçlenen yaklaşım şu; “Önce diplomamı alayım, sonra çalışma hayatını düşünürüm.” anlayışı artık yeterli değil. Aynı okuldan mezun olmuş iki insan geliyor. Aynı diplomaya sahip. Hatta bazen aynı not ortalamasına sahip. Biri birkaç yıl içinde çok hızlı ilerliyor. Diğeri yerinde sayıyor. Çünkü aradaki fark diplomada değil. İnsanda. Biri merak ediyor. Soru soruyor. Sorumluluk alıyor. “Ben bunu nasıl daha iyi yapabilirim?” diye düşünüyor. Diğeri ise kendisine verilen işi yapıp bitiriyor. Aradaki fark zaman içinde büyüyor. O nedenle, “Bunu daha iyi nasıl yapabiliriz?” sorusunun peşine düşün. Bu cümle sizi çok farklı bir yere götürür.” diye konuştu.
Firmaların günümüzde sadece diplomaya bakmadığının altını çizen Ürün, “Bir işverenin karşısına çıktığınızda asıl sorgulananlar şunlar: Bu kişi bildiğini uygulayabiliyor mu? Bir sorunla karşılaştığında çözüm üretebiliyor mu? Yeni bir makine geldiğinde öğrenebiliyor mu? Yeni bir yazılım geldiğinde uyum sağlayabiliyor mu? Takım arkadaşlarıyla iletişim kurabiliyor mu? Sorumluluk alabiliyor mu? Ve belki hepsinden önemlisi: Öğrenmeye devam ediyor mu? Bir iş görüşmesine gittiniz. Karşınızdaki kişi diplomanıza baktı ve size şöyle dedi: “Güzel… Peki sen ne yapabiliyorsun?” Ne diyeceksiniz? “Okulu bitirdim.” Yetmez. “Diplomam var.” O da yetmez. “Notlarım iyi.” Bu da artık tek başına yeterli değil. Çünkü iş dünyası size şunu soracak: “Bana ne katabilirsin?” İşte burada fark yaratmaya başlayacaksınız. Bu kapsamda, mesleki ve teknik eğitimi yalnızca bireyin iş bulması açısından değil, bir ülkenin üretim gücü açısından da önemsiyorum. Bir ülke sadece mühendislerle üretim yapamaz. Sadece yöneticilerle fabrika işletemez. Bir fabrikanın üretim hattından bakımına, otomasyonundan kalite kontrolüne, enerji yönetiminden lojistiğine kadar çok büyük bir sistem vardır. Ve bu sistemin çalışması için nitelikli teknik insan kaynağı gerekir.” dedi.
Bu noktada İzmir’in avantajlı bir şehir olduğunun altını çizen Hakan Ürün, “İzmir, Türkiye'nin en önemli üretim, sanayi, ihracat, ticaret ve lojistik merkezlerinden biri. Aliağa'dan Kemalpaşa'ya, Torbalı'dan Çiğli'ye, Gaziemir'den Menemen'e kadar kentin farklı bölgelerinde çok güçlü sanayi kümelenmeleri bulunuyor. Makine, metal, petrokimya, otomotiv yan sanayi, gıda, tekstil, elektrik-elektronik, lojistik, yazılım, sağlık ve turizm gibi çok farklı sektörler İzmir ekonomisinin önemli parçalarını oluşturuyor. Ve özellikle son yıllarda giderek daha fazla önem kazanan yenilenebilir enerji var. İzmir ve Ege Bölgesi, özellikle rüzgar ve güneş enerjisi ile yenilenebilir enerji ekipmanlarının üretimi açısından önemli bir ekosisteme sahip. Okuduğunuz şehir aslında büyük bir uygulama laboratuvarı. Bu da sizin için çok önemli bir fırsat. Bu nedenle öğrencilik yıllarınız boyunca yalnızca okulunuza gidip derslerinizi geçmeye odaklanmayın. Çevrenize bakın. Firmaları tanıyın. Organize sanayi bölgelerini tanıyın. Sektörleri takip edin. Staj imkânlarını araştırın[D3.1]. Teknik gezilere katılın. Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, vb. mesleki odaların, sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çalışmaları takip edin. Bu kurumlardan nasıl istifade edebileceğinizi araştırın. Çünkü çalışma hayatına ne kadar erken dokunursanız, mezun olduğunuzda yaşayacağınız geçiş de o kadar kolay olur.” ifadesini kullandı.
Günümüzde yapay zekânın önemli konu başlıklarından olduğunu vurgulayan Ürün, gelecekte rekabetin yalnızca insan ile yapay zekâ arasında değil; büyük ölçüde yapay zekâyı kullanabilen insan ile kullanamayan insan arasında olacağını dile getirdi. Ürün, “O yüzden yapay zekâdan korkmayalım. Çünkü o artık reddedebileceğimiz bir noktada değil. Ama onu görmezden de gelmeyelim. Kendi mesleğinizde nasıl kullanıldığını öğrenmeniz buradaki asıl odak noktası olmalıdır.” diye konuştu.
Ürün sözlerine şöyle devam etti;
“Mezun olduğunuz gün kendinize şu soruyu sorun: “Diplomamın yanına ne ekleyebilirim?” İkinci olarak yapay zekâyı etkin kullanabiliyor musunuz? Üçüncüsü, dijital becerileriniz ne düzeyde? Staj sizin için bir zorunluluk mu? Büyük bir deneyim fırsatı mı? Ve uluslararası deneyim planınız var mı? Network becerilerinizi nasıl geliştirirsiniz? Bu sorulara mutlaka cevap arayın. Ve mutlaka, İnsanların hayat hikayelerini dinleyin. Çünkü bazen bir insanın 30 yılda öğrendiğini, siz 30 dakikalık bir sohbetten öğrenebilirsiniz. Biyografi türünde filmler izleyin, kitaplar okuyun. Mutlaka esinleneceğiniz, size yakın gelen yaşam kesitlerine rastlayacaksınız. Altını çizmek istediğim bir husus da sosyal medya. Birisi yeni bir işe başladığını paylaşıyor. Birisi yurt dışına taşındığını paylaşıyor. Birisi şirket kuruyor. Birisi terfi ediyor. Birisi başarı hikâyesini anlatıyor. Ve siz kendi hayatınızla karşılaştırıyorsunuz. “Ben neden orada değilim?” diye düşünüyorsunuz. Ama o insanın kaç kere reddedildiğini görmüyorsunuz. Kaç başvurudan cevap alamadığını bilmiyorsunuz. Kaç hata yaptığını bilmiyorsunuz. Kaç defa yeniden başladığını bilmiyorsunuz. Veya sosyal medyada herkes başarılı. Herkes mutlu. O yüzden kendi hayatınızı başkasının vitriniyle karşılaştırmayın. Bence genç yaşta öğrenilebilecek en değerli şeylerden biri: kontrol edemediğiniz şeyler için bütün enerjinizi tüketmek yerine, kontrol edebildiğiniz alanı mümkün olduğunca büyütmek. Konfüçyüs'e atfedilen güzel bir söz vardır: “Ne kadar yavaş gittiğiniz önemli değildir; yeter ki durmayın.” Geriye dönüp baktığınızda, küçük adımların sizi çok farklı bir noktaya taşıdığını görürsünüz.”
“Bugün sizlere geleceğin dünyasının çok kolay olacağını söyleyemem. Ama çok fazla fırsat barındıracağını söyleyebilirim.” diyerek sözlerine devam eden Ürün, “Başarısızlıktan korkmayın. Denemekten korkarsanız, kendinize fırsat vermezsiniz. Hata yapın. Ama aynı hatayı iki kere yapıyorsanız, ikinci seferinde dersinizi almış olun. Çünkü hata yapmak insanidir. Hatasından hiçbir şey öğrenmemek ise tercihtir. Ve en önemli konu: İnsan olmak, insan kalabilmek. Çünkü hayatınız boyunca insanlarla çalışacaksınız. Konumunuz ne olursa olsun sizin için sadece “İşini iyi biliyor.” denmesini istemeyin. “Güvenilir insandır.” “Sözünün arkasında durur.” “Zor zamanda sorumluluk alır.” “İnsanlara değer verir.” sözlerinin de eklenmesini sağlayın. Bence gerçek başarı budur. Geleceğin dünyasının en değerli çalışanı her şeyi bilen kişi olmayacak. Öğrenebilen, değişebilen ve öğrendiğini uygulayabilen kişi olacak. Ve son olarak Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlere duyduğu güveni ifade eden çok kısa ama çok güçlü bir sözüyle bitirmek istiyorum; “Bütün ümidim gençliktedir.” Bizim de sanayimizin, üretimimizin, teknolojimizin ve ülkemizin geleceği sizlersiniz. Fakat bundan daha önemlisi, önünüzde kuracağınız kendi hayatınız var. O hayatın nasıl şekilleneceği tek bir sınava, tek bir diplomaya, tek bir iş görüşmesine veya tek bir başarıya bağlı değil. Önünüzde uzun bir yol var. O yolu merak ederek, öğrenerek, sorumluluk alarak, deneyerek ve gerektiğinde yeniden başlayarak yürüyün. Unutmayın ki, bugün en büyük sermayeniz para değildir. Gençliğiniz. Zamanınız. Öğrenme kapasiteniz. Ve önünüzde duran fırsatlardır.” dedi.
Dersin ardından DEÜ Rektörü Prof. Dr. Yılmaz, Hakan Ürün’e katkılarından dolayı plaket takdim etti.