“BİLGİ BAZLI SANAYİ İLE ‘DÖNÜŞÜM STRATEJİSİ’ KURGULANMALI”


24.01.2023, Salı

İlgili Görseller

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Öncelikli talebimiz rekabete engel olan güncel konuların çözümünün hızlandırılması ve bir ‘dönüşüm stratejisi’ kurgulanmasıdır. İhtiyaç duyduğumuz ‘Yeni bir yatırım, üretim ve büyüme modelinin’ odağını, ‘bilgi bazlı sanayi’ oluşturmalıdır. Bunu da katma değerli yerli üretimle başarabiliriz” dedi.

Başkan Yorgancılar Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası ve Ege İhracatçı Birlikleri tarafından Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati’nin katılımıyla düzenlenen İzmir İş Dünyası Buluşması’nın açılış konuşmasını gerçekleştirdi ve sanayicinin konularını Bakan Nebati’ye aktardı.

Bilgi bazlı sanayi

Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak, yıllardır her platformda ‘Üretim yoksa, kalkınmak hayaldir’ mottosunu vurguladıklarını belirten Yorgancılar, “Çünkü pandemi öncesinde tanık olduğumuz ticaret savaşları, pandemi ile birlikte güçlenerek dünyada yeni bir değişim ve dönüşümü başlatmıştır. Ve dönüşümün temelinde kendi kendine yetebilmek, yani üretim yer almaktadır. Böyle bir süreçte ve yüzde 99’u KOBİ olan bir yapıda ihracatımızın yüzde 30’unu gerçekleştiren KOBİ’lerimiz, yeni düzene nasıl uyum sağlayacak? İşte bu noktada öncelikli talebimiz, rakiplerimizle eşit şartlarda rekabet edebilmemize engel olan güncel konuların çözümünün hızlandırılması ve bir ‘dönüşüm stratejisi’ kurgulanmasıdır. İhtiyaç duyduğumuz ‘Yeni bir yatırım, üretim ve büyüme modelinin’ odağını, ‘bilgi bazlı sanayi’ oluşturmalıdır. Bunu da katma değerli yerli üretimle başarabiliriz” dedi.

Güney Kore örneği

Ar-ge merkezlerine ilişkin örnek veren Yorgancılar, “Ülkemizde 2008’de kurulan Ar-Ge merkezi sayısı 20 iken, bugün 1.254’e yükseldi. Ancak, kilogram başına ihracat fiyatı 1,63’lerden 1,26 dolara geriledi. Ve küresel ticaretten aldığımız pay sadece yüzde 1 olup, kişi başı milli gelirimiz 9.587 dolardır. Hep örnek gösterilen Güney Kore’nin küresel ticaretteki payı 1970’lerde binde 38 iken günümüzde yüzde 3’e ve kilogram başına ihracat birim fiyatı, ortalama 3 dolara yükseldi. Kişi başı milli gelir ise Güney Kore’de 35 bin dolardır. Yani, bilgi bazlı sanayi noktasında eksiklerimiz çok ve bunları tamamlamadan da ilerlememiz zor. Bu açığımızı ancak, üretim ve eğitim 4.0 entegresyonu ile kapatabiliriz” diye konuştu.

“Ticareti kiminle yapacağız?”

Ticaret savaşları ile birlikte kutuplaşmanın arttığını vurgulayan Yorgancılar, “Küreselleşme, yerini korumacılık ve bölgesel anlaşmalara bıraktı. Bu durumda ‘Ticareti kiminle yapacağız?’ sorusu gündeme gelmektedir. Zira dünya adeta üç blok halinde. ABD, Avrupa ve Uzakdoğu kendi kurduğu bölgesel anlaşmalarla ticaretini artırmayı hedeflemektedir. Biz anlaşmaların dışındayız. O nedenle, ihracatımızın neredeyse yarısını yaptığımız AB ile Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesi görüşmeleri hızlandırılmalıdır. Dünya ticaretinin yüzde 80’ini elinde tutan on ülke var ve bizim hem bu ülkelerle olan ticaretimizi artırmamız, hem de bulundukları ticari birlikteliklerin, anlaşmaların içinde yer almamız lehimize bir adım olacaktır. Bununla birlikte, ticarette söz sahibi olan ülkelerin daha çok rezerv tutarak, dalgalanmalardan daha az etkilendiğinin de altını çizmek isterim” ifadesini kullandı.

Enflasyon, faiz, finansmana erişim

Öncelikli çözüm bekleyen konular içinde en önemlilerden birinin yüksek enflasyon olduğunu belirten Yorgancılar, “Bugün küresel ekonominin de ana gündemi enflasyonla mücadeledir. Ancak, biz oran olarak ayrışmaktayız. 2022 Üretici Fiyat Endeksi 12 aylık ortalaması yüzde 128 iken, TÜFE yüzde 72 gerçekleşti. ÜFE-TÜFE farkından dolayı, pazarda fiyatlar düşmemekte, enflasyona neden olmakta, öngörülebilir fiyatlama yapılamamaktadır. Vatandaş açısından da refah kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle, enflasyonu düşürmeye yönelik, kalıcı adımların hızlandırılması son derece önemlidir. Bununla birlikte, Kanuna göre uygun şartları oluşan enflasyon muhasebesine geçilmesi de beklentilerimiz arasındadır. İş dünyamızın bir diğer ana konusu da finansmana erişimdir. Son açıklanan 250 milyar TL’lik kredi paketi ve talebimiz olan EYT kredisi için çok teşekkür ediyoruz. Gelen talepler doğrultusunda yeterliliğini hep birlikte göreceğiz. Ancak, henüz bankalarca kredi açılmadığını da belirtmek isterim. Uzun bir zamandır kredilerde karşımıza üç konu çıkmaktadır. Birincisi istediğin miktarda kredi temin edilememektedir. İkincisi alınan kredi faizi, politika faizinin çok üstünde ve maliyetli olmaktadır. Üçüncüsü de kredinin vadesidir. Kredi / mevduat oranına baktığımızda; 3 sene önce yüzde 120’lerde iken, bugün yüzde 88’lere geriledi. Sonuçta da, özsermayesi yetersiz, teşvik kapsamında yatırımı olmayan ve ihracat yapamayan firmaların krediye ulaşmasındaki zorluklar, çarkların dönmesini güçleştirmektedir” dedi.

Kredi kullanımındaki sınırlayıcı düzenlemeler ve mevzuat değişikliklerinden dolayı, ticari kredilere ulaşımın her geçen gün zorlaşmakta olduğuna vurgu yapan Yorgancılar, “Yurtdışı bankalara 50 bin doların üzerinde yapılan transferlerde, bankalara getirilen yükümlülük, firmaların işlerini geciktiriyor. Benzer şekilde, kredi karşılığında istenen fatura kontrol yükümlülüğü de firmaların işlemlerini uzatıyor. İhracat taahhüdü yoksa kredi verilmek istenmiyor. Yatırım kredilerinde yeterli kaynak olmadığı için 5 yıllık dolar kredisine yüzde 12-13 gibi çok yüksek faiz isteniyor. Merkez Bankası tarafından sürekli olarak yapılan değişiklikler, özellikle maliyet açısından bankaları zorlarken, bankalar da ticari kredi vermekte isteksiz davranıyor. Örneğin, Merkez Bankası bankalarda toplam mevduatın yüzde 60’ın altında TL olması halinde komisyon ücretini yüzde 17’ye artırınca, bu da mevduat faizlerini yüzde 27’lere çıkarttı. İBKB’ye veya DAB’a bağlanan ihracat bedellerinin en az yüzde 40’ının ilgili bankaya satılması zorunluluğu gibi uygulamalar da uluslararası ticarette ödeme aracı döviz olan ihracatçımızı oldukça zorlamaktadır. İş dünyasına olumsuz yansıyan bu uygulamalar sürdürülebilir değildir. Beklentimiz, reel sektörün kredi talebinin uygun vade, miktar ve faiz düzeyinden karşılanmasıdır. Aksi halde, ekonomi yönetiminin iç talebi canlandırmaya yönelik olarak attığı adımlar, yerli üretimi değil, ithalatı besleyecektir” diye konuştu.

Kur seviyesi

Krediler kadar önemli bir konunun ise reel kurların düzeyi olduğunu dile getiren Yorgancılar, “TL’nin döviz karşısında aşırı değerlenmesi de, eksik değerlenmesi de sanayimize ve ekonomimize zarar vermektedir. Bu nedenle, para ve kur politikalarımızın TL’nin değerini; ihracatı veya ithalatı yapay veya geçici olarak artırmasına neden olmayacak düzeyde yani gerçekçi değerde tutması gerekmektedir. Dolar / TL Eylül ayında 18.28; Aralıkta 18,64 iken Ekim-Aralık döneminde TÜFE ortalama yüzde 2,67’dir. Aylardır devam eden Dolar üzerindeki baskı, ihracatçıları zor durumda bırakmaktadır. Dört aylık oluşan enflasyon artışı hesabına göre Dolar kurunun 20-21 TL civarında olması gerekmektedir” ifadesini kullandı.

Vergiler, diğer kamu alacakları, yatırımlar

Enerji ve akaryakıt üzerinden uygulanan vergi oranlarına da değinen Yorgancılar, “Diğer yandan, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği ve küresel pazarlarda rekabet edebilmek açısından doğrudan üretimde kullanılan elektrik, doğalgaz ve motorin üzerindeki vergilerin makul düzeylere çekilmesi gerektiği de bir diğer beklentimizdir. Kamuya iş yapan firmaların kamu alacaklarında ödeme süreleri oldukça uzamıştır. Birikmiş alacakları da malumlarınız. Ödemelerin acilen yapılması piyasadaki nakit akışının yönetilmesine katkı sağlayacaktır. Yabancı sermaye yatırımlarının ülkemize yeniden gelmesini birçok açıdan çok önemsiyoruz. Bunun için de, temel kriter olarak öncelikli baktıkları hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ile kurumların bağımsızlığının sağlanması da son derece önemlidir” dedi.

“Birliktelikle başarabiliriz”

“Sanayimiz geliştiği, büyüdüğü, ihracat yapabildiği sürece bölgemizin, ülkemizin refah seviyesi artar, istihdam kapasitesi büyür” diyen Başkan Yorgancılar, “Biliyoruz ki, her kriz ortamının yarattığı bir de fırsatlar zinciri vardır. Bizim sanayicimiz, pandemide krizi fırsata çevirerek çok başarılı bir performans sergilemişti. Bugün ise, küresel ekonomi hiç olmadığı kadar kaos ve belirsizliğin içinde. Bu süreçte Çin’in yaşadığı sorunların devam etmesi ve Çin’e olan tepki, ülkemizi alternatif üretim merkezine dönüştürme fırsatı yaratıyor. İşte bu süreçte, bizim atacağımız adımlar stratejik önem taşımaktadır. Paylaştığım konu başlıklarının bu kapsamda değerlendirilmesini, gerek yerli, gerekse yabancı yatırımcıların ekonomide güven ve öngörülebilirlik aradığını da dikkatlerinize arz ederim. S&P’un 2023 için rapor başlığı ‘Kolay Çıkış Yolu Yok’ idi. Evet, farkındayız. Ancak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında birlikte, tek vücut bir şekilde küresel ekonominin tüm güçlüklerini, akılcı politikalarla aşacağımıza, yeni bir heyecan ile ülkemizi hedeflenen seviyeye getireceğimize inanıyorum” diye konuştu.

 

Yayınlar

Site Haritası

Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.