BAŞKAN'IN MESAJI

KIRILGANLIKLAR ÜZERİNE

Dünya ekonomisinin %50’sini üreten gelişen ülkeler için son aylarda üst üste raporlar yayınlanmakta, kırılganlıkları rakamlarla ortaya konulmaktadır. Küresel ekonomi ile entegre olan bu ülkeler, gelişmiş ülkelerin tökezlediği bir süreçte gıptayla bakılan ekonomiler olmuş, attıkları her bir adım, makroekonomik verilerindeki her bir gelişim dikkatle izlenmiştir.

2013 yılının Mayıs ayından itibaren FED’in politika değişikliği ile başlayan süreç, 2014 yılında özellikle kırılgan beşli olarak nitelenen ülkelerdeki seçimler ve yapısal sorunlarındaki çözümsüzlük, yakın geleceğe ilişkin olumsuz yorumlara gerekçe olarak sunulmuştur.

Türkiye de, gelişen ülkeler arasında kırılganlığı en yüksek olanların başında gösterilmiştir.

2012’de Fitch ve 2013’te Moody'sten yatırım yapılabilir notu aldığımızdan bu yana Türkiye piyasaları dalgalanarak bugünlere gelmiştir.

2014’ün başında, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in siyasi krizin Türkiye'nin "BBB-" olan kredi notunu etkilemediğini, ancak kredi itibarını zayıflatabileceği uyarısının ardından,

S&P Türkiye’nin not görünümünü durağandan negatife çevirmiş,

Moody’s;“Türkiye’de politik gerilimler, sermaye akımları ile büyük bir cari açığı finanse ederek sağlanan büyüme modeline dair endişelere yer verdiği raporunda, 2013 yılında GSYH’nın yaklaşık yüzde 7,5′ine denk gelen cari açık sürdürülebilir değil” ifadelerini kullanmıştır.

ABD Merkez Bankası (Fed); 6 farklı kriterde yaptığı değerlendirme sonrasında ilk sırada Türkiye olmak üzere, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerin kendi uyguladıkları politikalar yüzünden dış şoklara karşı kırılgan duruma düştüklerini belirtmiştir.

Son olarak, kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's; Türk bankalarının malvarlığı kalitesini inceleyen raporda, "Bankaların varlık kalitesi, kredilerdeki güçlerine rağmen, ekonomideki daralmaya karşı daha kırılgan" olduğunu belirtmiştir.

Tüm bu raporlara ve yorumlara katılırsınız veya katılmazsınız. Tamamı doğru da olmayabilir. Ancak, bu uyarıları görmezden gelmemiz mümkün değildir. Çünkü, Türkiye siyasetten, hukuka, ekonomiden toplumsal değerlere kadar çok önemli alanlarda kritik bir süreçten geçmektedir ve domino taşı gibi her biri bir diğerini etkilemektedir.

Bu noktada geleceği inşa ederken, herşey yolundaymış gibi davranamayız. Türkiye’nin itibarını ve bugüne kadarki kazanımlarını önemsemek durumundayız. Bunu gençlerimize ve bu ülkenin geleceğine borçluyuz diye düşünmekteyim.

O nedenle de, başta eğitim olmak üzere hukuk ve ekonomide reform atağına geçmeliyiz. Yapısal sorunlarımıza, kendi kaynaklarımızı kullanarak çözüm yaratmak zorundayız. Bizim ülkemize olan inancımız ve güvenimiz tamdır. Ancak, kendi içimizdeki sorunlar bir yana küresel ekonomideki gelişmeler ve izlenen uluslararası politikalar geleceği şekillendirirken yeni bir kalkınma modelini kaçınılmaz kılmaktadır. Ve bu kalkınma modelinin ana yapısı da katma değerli üretim odaklı olmalıdır ki, kırılganlığın aşılması, sürdürülebilir başarının sağlanması mümkün olabilsin.


Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanın Önceki Yazıları



Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.