BAŞKAN'IN MESAJI

GELECEĞE UMUTLA BAKMAK

Siyasi, toplumsal ve hukuki alanda yaşanılan gergin bir sürecin gölgesinde yerel seçimler geride kalırken, Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 yılında da genel seçimler takvimimizdeki yerlerini aldı. Bu süreç kuşkusuz; hem yurtiçinde, hem de yurtdışında şimdiden büyük bir dikkatle izlenmeye başlandı.

Geçtiğimiz dönemde ne yazık ki, siyasetin ağırlığı altında ekonomiye odaklanamadık. Türkiye artık gerçek gündemi içerisinde, ekonomiye yoğunlaşmalı ve ihmal edilen reformlar konusunda somut adımlar atmalıdır.

Zira; son açıklamaları ile S&P ve Fitch Türkiye'nin yatırım yapılabilir pozisyonunu korusa da, Moody’s kırılganlıkların altını çizmiş, Morgan Stanley, Türkiye için tavsiyesinin 'ağırlığını azalt'a indirmiştir.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda ve yayınlanan raporlarda; Türkiye’nin güçlü tarafının kamu dengeleri, zayıf tarafının da şirketlerin borçluluğu ile büyüme, kur ve faiz şoklarına olan kırılganlık olduğunun altı çizilmiştir.

2015 yılında Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı G20’nin Nisan ayındaki toplantısında da; özellikle üye ülkelerin, önümüzdeki 5 yıl içinde büyüme hızını %2’nin üstüne çıkarmasının ve bu amaçla da gerekli yapısal reformların tamamlanmasının önemi vurgulanmıştır.

Tablo bu kadar net iken, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek ana gündem maddelerine baktığımızda da, dolaylı olarak ekonomimizi etkileyecek kritik konuların öne çıktığını görmekteyiz.

  1. 2 seçim sürecinin Türkiye’nin siyasi ve ekonomi geleceğine yansımaları,
  2. AB normları çerçevesinde, demokrasi ve hukuk alanındaki açıklarımız,
  3. Barış sürecinin uzaması,
  4. AB ve ABD’de toparlanma güçlenirken, sınır komşularımızda bitmeyen sorunlar,
  5. 32 yılda 16 kere değişen Anayasa’nın ve 11 yılda 13 kez değişen eğitim sisteminin gelecek Türkiye’sinden uzak kalması

 

İş dünyası olarak bizler, tüm bu ana gündem maddeleri gözetilerek, yeni bir kalkınma modeline ihtiyaç duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyoruz. Üretimin başrolde yer aldığı bir kalkınma modeli, bizleri heyecanlandırmakta ve umutlandırmaktadır.

Bizler umutlu olmalıyız ki; üretmeye, istihdam yaratmaya, ihracat yapmaya ve tabi ki yatırımlarımız ile sanayileşmenin kalkınmak olduğu ilkesinin gereğini yapmaya mecburuz. Bizlerin umutsuz olma gibi bir lüksü olamaz. Ülkesi için sorumluluğu olan hiç kimsenin de olmamalıdır. Ancak, bazı endişelerimizi de bu kapsamda dile getirmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki, üretimi durdurmak, Türkiye’nin geleceğini de sekteye uğratmak anlamına gelecektir.

Oysa ki, Almanya’dan, Kore’ye, Hindistan’dan Çin’e kadar ekonomilerin geldiği noktada başrolün üretim olduğu bir ülkenin, stratejik üretim politikaları ile nereye gelebileceğinin en başarılı örnekleridir.

Bilinmelidir ki üreten kesim olarak bizler bu bilinçle hareket etmekte, bu sorumluluğu taşımaktayız. Bir kez daha altını çizmek isterim ki; bizler ülkemize de, ülkemizin maddi ve beşeri kaynaklarına da sonsuz güven duymaktayız. Yeter ki, 76 milyon yurttaşımızın hassasiyetlerini gözetme, koruma ve kırılganlıklarımızı giderme noktasında yapıcı eylemler içerisinde olalım. Bu ülke hepimizin atalarından bizlere miras kaldı. Bizler de çocuklarımıza bırakacağız. İşte bütün mesele de budur. Çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağız.

Böylesine önemli bir ortak paydada birleşelim, yapıcı ve umut vaad eden işbirliklerine imza atalım istiyoruz. İzmirli sanayiciler olarak biz hazırız.

Bu süreçte bizim en büyük temennimiz; huzur ve güven ortamını sekteye uğratacak sıkıntıların tekrarlanmaması, birlikte hareket ederek nitelikli üretimi artırmamız ve böylece 2023 Türkiye’sine emin adımlarla yürümemizdir.

 

 

 

 


Ender YORGANCILAR
Yönetim Kurulu Başkanı

Başkanın Önceki Yazıları



Şifremi hatırlat


Lütfen mail adresinizi veya firma sicil numarasını giriniz.

Not: spam maillerinizide kontrol ediniz.